İçeriğe geç

Babaya peder demek günah mı ?

Babaya Peder Demek Günah Mı? Bir Genç Yetişkinin İçsel Hesaplaşması

Bir Sözcüğün Sarsıcı Gücü

Kayseri’nin sıcak yaz akşamlarından birinde, annemin mutfakta yemek hazırladığı, babamın ise salonda televizyon izlediği sırada, kafamda bir düşünce dönüp duruyordu: “Babama ‘peder’ demek gerçekten günah mı?” Bu soruyu ilk kez duymuştum, ama o kadar rahatsız ediciydi ki, bir şekilde düşünmeden duramıyordum. Babamı hiç ‘peder’ olarak görmemiştim, ancak bir arkadaşımın “Peder demek, babaya duyulan saygısızlık gibi bir şey” demesi, bu düşünceyi kafama iyice kazandırmıştı.

O gün, eski defterleri karıştırırken bir yazıya rastladım. O yazı, 16 yaşımdayken tutmaya başladığım günlüklerden biriydi. Bir yandan da annemin sesini duydum; “Yavrum, neredesin? Akşam yemeği hazır!” diye bağırıyordu. İçimden bir şeyler kıpırdandı. O eski yazıyı okurken, birden babama olan duygularımı tekrar sorgulamaya başladım.

Babamla Aramdaki Mesafe

Babamla benim ilişkim, çoğu zaman en sıcak ve en güven veren ilişkiydi. Ama aynı zamanda biraz mesafeliydi. O, bana her zaman doğruyu, dürüstlüğü, ve başkalarına saygıyı öğreten kişi olmuştu. Yine de aramızda bir duvar vardı, bir mesafe. Annem hep derdi: “Babanın sertliği, aslında sana olan sevgisinden.” Ama ben o kadar emin değildim. Babam bana sevgi sözcükleri kullanmaz, duygusal anlamda hep mesafeli kalırdı. Ancak bu mesafeyi bir türlü kabullenemediğimi fark ettim. Babama “peder” demek, onun bana olan uzaklığını, belki de içimde biriken o görünmeyen duvarı kırmak gibi geliyordu.

O yazıdaki satırlar, aramızdaki ilişkiye yeni bir bakış açısı kazandırdı. Ben 16 yaşındaydım ve bu dünyayı anlamaya çalışıyordum. Ama babam… O sadece çalışmaya ve eve ekmek getirmeye odaklanmıştı. Bir gün bile bana “Seni seviyorum” dememişti. O zamanlar “Babalar böyle işte” diyordum. Ama büyüdükçe, duygularımı ifade etmenin önemini daha iyi kavradım. Belki de babam, duygularını hep içinde saklamayı seçmişti, belki de o da bazen benim gibi, biraz kaybolmuş hissediyordu.

Yazılı Düşünceler: Aradığım Cevap

Günlüklerimde yazdıkça, aklımdaki sorular birer birer şekil almaya başladı. Babama “peder” demek, ona karşı saygısızlık mı olurdu? Ya da bu, aslında o eski düşüncelerimi, içimdeki hisleri dışarıya vurmak için bir yol muydu? Kendimi bu kelimenin yükünden arındırmak istiyordum. Çünkü ben de duygularımı kelimelerle ifade edebilecek kadar büyümüş biriydim.

Bir gün, babamla yemek masasındayken, bu konuda cesaretimi topladım. “Baba,” dedim, “Bir şey soracağım sana.” O her zamanki sakinliğiyle “Tabii, ne oldu?” diye yanıtladı. Kafamda hazırladığım cümleyi söyledim: “Baba, babaya ‘peder’ demek gerçekten yanlış mı?”

Babam, ilk başta şaşkın bir şekilde bana baksa da sonra gülümsedi. “O kadar büyüdün ki, böyle şeylerle mi uğraşıyorsun?” dedi. Ama gözlerinde bir yumuşama vardı. İçimden, belki de doğru soruyu sormadığımı düşündüm. “Ben, bazen duygularımı paylaşmak istiyorum. ‘Peder’ demek yanlış mı gerçekten?” diye sordum, gözlerim babama odaklanmıştı.

Babam bir an sessiz kaldı, sonra gülümsedi ve “Bazen kelimeler, seni yanlış anlatabilir. Ama önemli olan, o kelimelerin anlamıdır,” dedi. O an, babamın bana söylediği kelimeler sanki bir kapı açtı. Bu sözcükleri, babamın içindeki duygusal duvarları yıkmak için kullanabileceğimi fark ettim.

İçsel Bir Hesaplaşma

O günden sonra, her şeyin anlamı biraz değişti. Babamın “peder” demek yerine, bana her zaman bir adam gibi hitap etmesi, bende bir rahatsızlık yaratıyordu. Bazen, bu mesafeyi ortadan kaldırmak için daha yakın olmak, daha samimi bir dil kullanmak istiyordum. Ama bir taraftan da, bu tür kelimeler kullanmak bana saygısızlık gibi geliyordu. İçsel bir denge kurmak gerekiyordu.

Ve sonra, kendime şu soruyu sordum: “Gerçekten babama ‘peder’ demek mi istiyorum?” Cevap, şaşırtıcı derecede basitti. “Hayır.” Babama duyduğum sevgi ve saygı, kelimelerle ölçülemezdi. Bazen, en değerli şeyleri, kelimelerle ifade etmek yerine, sadece hissetmek yeterli oluyordu.

Babaya Saygı ve Anlayış

Sonunda fark ettim ki, babaya karşı duyduğum hislerin kelimelerle sınırlı kalmaması gerekiyordu. “Peder” demek, bir anlamda onun bana öğrettiklerinin dışına çıkmak gibi hissediyordu. Benim için, babama duyduğum sevgi ve saygı, içsel bir bağ kurmakla ilgilidir, bu bağ kelimelerle şekillendirilmez. Babamı ne kadar anlasam da, ona nasıl hitap ettiğimin çok da önemli olmadığını kabul ettim.

Sonuçta, kelimeler ve semboller bizi bazen yanıltsa da, duygularımız her zaman doğruyu söyler. Babama “peder” demek günah mıydı? Belki değildi. Ama ben ona “Baba” demek, kalbimle ve içimdeki duygularımla daha çok uyumlu olduğunu fark ettim. İçsel hesaplaşmamda kazandım; çünkü babama olan saygım, kelimelerle değil, onunla geçirdiğim anlarla ve ona duyduğum sevgimle büyüyordu.

Şimdi, Kayseri’nin o sıcak akşamlarında, bazen dışarıda rüzgarı hissederken, babama olan sevgimi kelimelerle değil, içimdeki hislerle anlatıyorum. Ve belki de en önemlisi, kelimeleri bir araç olarak kullanmak yerine, bazen sadece sevginin bir dil olduğunu anlamış oluyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet giriş